Perşembe, Ocak 01, 2009

Kamboçya'da Bir Yılbaşı



Anılar arşivinden hafızamda kalan güzel bir yılbaşı... Taa uzaklardayken...


1 OCAK 2003
PHNOM PENH – KAMBOÇYA (Boeng Kak Gölü kıyısı)

Yılın son günü. Elli bir gündür yollardayız. Yeni bir yıla Kamboçya’da gireceğim aklımın ucundan geçmezdi. Hayat insanı nereden nereye getiriyor. Geçen sene bu zamanlar, kanser gelip tekrar beni bulmuştu. Bir günde insanın yaşamı nasıl da değişebiliyor. Hayatta kalıcı olan sadece anılar mı acaba?

Türkiye’de olsaydık şimdi, son dakika hediye alışverişi için o alışveriş merkezinden diğerine koşturacak, kimi makbule bile geçmeyecek hediyeler için dünyanın parasını verecektik. Çamura bulanmış kalabalık İstanbul caddelerinde, pantolonumuzun paçaları batmış bir şekilde koşuştururken, bir yandan da kabusa dönen trafikten nasıl olup da kurtulup, sıcak evimize döneceğimizin planlarını yapıyor olacaktık. Bu esnada, onlarca kişiyle cep telefonunda konuşacak, akşam için bir türlü netleşmeyen zoraki yeni yıl eğlence planlarının hangisine katılacağımızı, hangi gömleği hangi kravat ile giyeceğimizi düşünerek kafa patlatacaktık. Oysa ki, bütün bu koşuşturmaların binlerce kilometre ötesindeyiz şu an. Ayaklarımız çıplak, 30 derece sıcakta, kaldığımız guesthouse'un göle nazır tahta iskelesine oturmuş, gökyüzünde uçan kuşları izliyoruz. 51 gün önce geride bıraktığımız hayat, sanki başka bir gezegende kalmış gibi. Ailelerimizi ve dostlarımızı çok özlüyor, ama yine de bu huzurun içinde Rachel ile başbaşa olduğumuz için çok mutluyuz.

Yılbaşının şerefine Monivong Bulvarı’ndaki şarküterilerden birine gidip, gece için biraz peynir ve paraya kıyıp bir şişe kırmızı şarap aldık. Vietnam’da gördüğümüz Noel kutlamalarının şatafatından sonra, Kamboçya’daki yeni yıl hazırlıkları oldukça mütevazı idi. Dükkanlardaki süslemeler de olmasa, yeni yılın geldiğini anlamak mümkün değil. Hani sorsanız bugün günlerden ne diye, 31 Aralık onu biliyorum ama Pazartesi mı, Cuma mı orası kime ne!

Güler yüzlü tuktukçular bugünü tatil günü ilan etmiş olacaklar ki, neredeyse hepsi bir ağacın gölgesine sığınmış uyukluyorlar, ya da kaldırımın dibine çökmüş, gazoz kapaklarıyla damaya benzer bir oyun oynuyorlar. Her gün yaptıklarının aksine kimse, “Gideceğiniz yere götürelim abi!” diyerek peşinize takılan bir tek tuktukçu yok bugün.

Yeşil köri, pilav, chapati ve Beer Lao’dan oluşan yılbaşı yemeğimizi demirbaşı haline geldiğimiz küçük lokantada yiyoruz. Lokantanın sahibi, dünyadan haber alalım diye tepede duran televizyonu BBC World kanalına ayarlıyor. Uzun süredir televizyon seyretmemiş gözlerimiz sanki yeni bir şey keşfetmiş gibi spikere odaklanıyor. Yeni yılda barış yerine, yine savaş planları... Bu sefer, hedefin Irak mı, yoksa Kuzey Kore mi olacağı tartışılıyor. Bu tatsız haber bombardımanına daha fazla dayanamayarak kalkıyoruz ve mahallenin arka tarafında kısa bir yürüyüş yapıyoruz.

Uyuşturucu satıcıları bu gece de formdalar. Sanki patates, soğan satıyorlar. Durumun bu kadar aleni olması ve her hangi bir polis müdahalesi olmadan, tüccarların rahatlıkla ticaretlerini sürdürüyor olması Kamboçya için hiç şaşırtıcı değil. Sonradan öğrendiğimize göre, devlet bir anlamda bu duruma göz yumuyormuş çünkü uyuşturucu gelirinden pay alan, ya da bizzat bu işin içinde olan üst düzey görevliler varmış. Üç maymun oyunu... Herkes uyuşmuş, şikayet eden yok.

Gece yarısı, kaldığımız guesthouse’un bahçesinde eğlence son hızıyla devam ederken, biz Rachel ile odamızın dışındaki küçük iskelemizde kırmızı şarabımız ve tepemizde parlayan yıldızlar ile 2003’e giriyoruz. Ayaklarımı iskelenin ucundan sallandırıp Boeng Kak gölünün tatlı tatlı şıpırdayan suyuna dalıyorum. Yıllar geçecek ve ben kim biz nerelerde olacağız...?

1 yorum:

  1. Merhaba,
    Kitabınızı okudum, hatta kendi blogumda kitap tanıtımları ile iligi bölüm var oraya yazdım.
    http://ages.caglar.ca/2008/12/bir-trkbir-ingiliz-ve-kuruluk-dnya.html
    Çok güzel bir kitap olmuş. Okurken zevk aldım.
    İzmir den sevgiler
    Çağlar
    http://caglar.ca

    YanıtlayınSil

Yorumlariniz alinir!