Salı, Temmuz 07, 2009

Turuncu kokan dünya ve bir okurun mektubu!

Dünyanın turuncu koktuğu bir akşam üstü dalgalar, binlerce yıldır iki yaka arasında gidip gelen yorgun kumları, tatlı bir ninni eşliğinde geceye hazırlıyor. Dünya turuncu kokar mı demeyin! Gün olur turuncu kokar, kimi zaman eflatun... Bir de mavinin kokusu vardır... Siz bilmezsiniz.
İşte dünyanın aynı anlattığım gibi geceyi beklediği o akşam üstü, gene oturmuş satırlar arasında gidip gelip, bir şeyler karalarken karşılaştım o isimle... 'Kız kardeşim için imzalar mısınız? Kendisi şu an lösemi tedavisi görüyor, yaşadıklarınız ona güç verecektir' dedi usulca bir ses. Hiç tanımadığım bir insana güç verebilmek... Aynı sıkıntıları, zorlukları hiç konuşmadan paylaşabilmek... Saygıdeğer Nuran Taşlıgil hocaya... diye başladı kalemden çıkan harfler...
Aradan bir seneye yakın bir vakit geçti. Ofiste kötü geçen bir gün; masamda oturmaktayım. Dünya dönüyor mu, güneş mi var, yoksa sağanak almış başını gitmiş mi, bihaberim. Raporlar, toplantılar... Turuncu kokan gece çoook gerilerde kalmış. Dalgaların hayali bile usumdan çoktan uçup gitmiş. İşte böyle bir gün posta kutumda bulduğum bir mail ile tekrar dünyaya döndüm. Hayatta ilk defa kendimi işe yarar hissettim. Mutluluk bu!
Bana unuttuğum o ismi ve o günü hatırlatan, kalbi büyük bir okuyucunun yolladığı mektubu kendisinin izni ile sizlerle paylaşmak istedim. İşte genç kardeşim Güven Şahin'in satırları...
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
Bu yazıyı yazarken içeriğini hiç düşünmedim sadece size yazmam gerektiğini düşündüm, o yüzden biraz daldan dala konan bir yazı olarak bulabilirsiniz bu yazımı.

Ben Marmara Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliği mezunu (mezun olalı 2 hafta oluyor :) Coğrafya Bölümünde Yüksek Lisansa başlamış olan (2 gün oldu :) alelade bir öğrenciyim. 5 Yıllık öğrencilik hayatımda bana hep destek olan çok kıymetli Hocam Doç. Dr. Nuran TAŞLIGİL, sizin kendisi için imzalamış olduğunuz kitabınızı okumam için bana verdi. Nuran Hanım benim gözümde azim denen şeyin vücut bulmuş halidi zira lösemiyi yenip kariyerine kaldığı yerden devam eden, önemli çalışmalara imza atmış kelimelerle tasvir edilemeyecek birisidir. Aramızda öğretmen - öğrenci ilişkisi çoktan geçti ve yakın bir dostluk oluştu.
Her neyse günlerden birgün mezuniyetime aylar kala (7 hafta) her zaman ki kronik ağrılarım yüzünden yine doktora gittim, klasik ilaçlarımı alıp sınav döneminde rahatlamayı umuyordum. Derken çeşitli tetkikler, tahliller v.s. doktor kalınbağırsakta birşey (!) tespit ettiğini söyledi. Bu esnada klasik şeyleri bende hissettim, boğaza bişeyin düğümlenmesi, yutkunma, soğuk ter v.s. Aradaki o münasebetsiz birkaç haftada herşey oldu ve bitti kötü huylu değil iyi huylu olduğu açığa çıktı, derin bir "OHHHHH" ardından farklı bir hayata başlayış. Hocam en az annem kadar üzülmüş ve endişelenmişti. Şimdi herşey yolunda (birde şu ilaçları şaşırmadan sırasıyla ve düzenli içmeyi öğrensem), mutluyum, kariyerime devam edicem, malum sayısını hatırlamadığım yığınla sınava girip çıkıyorum. Ama ben eski ben değilim gibi geliyor, bu işleri yapan Güven başka bir Güven sanki.
Hocam tamda bu dönemde kitabınızı ödünç verdi bana ve dün akşam elime alıp 33. sayfaya kadar geldim ve gece yatakta hemen size yazmak isteği doğdu içimde, niçin veya neden bilmiyorum yazmak istedim işte, belki ortak kaygılar, endişeler belki coğrafya tutkumuz bilemiyorum. Kitabın coğrafi kısmının apayrı duygular içerdiğine şüphem yok, ama sanırım kitabın o bölümüne gelmem biraz zaman alıcak, çünkü her okuduğum satırda yarım saat hülyalara dalıyorum :) Kendim bu esnada ne yapmıştım diyorum, oysaki sizin sıkıntınızın çeyreğini bile yaşamamıştım, ama o korkuyu çok iyi biliyorum, gerçi korku mu bunun adı bilmiyorum. Sadece bildiğim şey bu güzel eseri birazcık eli titreye titreye okuduğum, ne bileyim korktum işte biraz...
Neyse şu an sevgili Keira Mavi (Sanıyorum artık pıtır pıtır koşuşturmaya başlamış olmalı) ve Rachel'e sevgiler, gerçekten çok şanslı birisiniz, sahip olduğunuz bu iki değerli varlık ve bir coğrafyacının dahi gidip göremeyeceği yerleri görmüş olabilmek büyük saadet doğrusu...
Çok uzattım belki biraz saçmaladım ama dedim ya size yazmak istedim hepsi bu,
Kendinize dikkat edin, görüşmek ümidiyle,
Saygılarımla;
Güven Şahin (Akademisyen aday adayı)

4 yorum:

  1. Blog yazmama sebep olaylardan biriydi kardesimin 'kanser'e yakalanmasi, uc yil kadar onceydi. Siz bana ilk yorum birakan kisi olmustunuz. Sizin bana yazdiklarinizi anneme ve kardesime bilmiyorum kac defa anlattim. Daha gecen cuma gunu bizi basta korkutan tomografinin 'temiz' raporunu okuduktan sonra yine isminizi andim. Ailecek taniyoruz sizi :)

    Hic tanimadiginiz insanlarin hayatiniza bu derece guclu etkiler birakabiliyor olmasi iletisimin gucune hayran birakiyor beni.
    Keira Mavi'ye opucukler,
    Saglicakla

    YanıtlayınSil
  2. Yalnız degilsiniz, yalnız degiliz. Bu guzel mesajınız ile hayat daha guzel, daha mutlu... Ailenize saygılar. Ve tekrar tesekkurler.

    Alim

    YanıtlayınSil
  3. Alim bey merhaba ;

    Gecen hafta posta kutumda royal mail e ait bit not gorunce kitabimin geldigini anladim ve ertesi gun bi kosu kitabi aldim.Notunuzu okudum hatta kitap bitmek uzere..Bu aksam son sayfalarini okuyacagim..
    Ayni sirtketler grubunda calismisiz ve istifamizdan sonra ayni sekilde karsilanmisiz(Sigorta ve kredi karti).Su aralar bu yolculugu kaldirabilecek bir body arayisindayim..Umarim seneye bu zamanlar yolarda olurum
    Dediginiz gibi herkes,hersey,heryer aslinda birbirine cok benziyor.
    Selamlar,saygilar

    Basar
    Londra'dan

    YanıtlayınSil
  4. Ne güzel bir mektup. İşte yazmak bunun için güzel değil mi? Bazen en zor anınızda yazılarınızı okuyan birinden gelen yüreklendirici bir mektup, "evet evet, devam etmeliyim" dedirtiyor insana. Lavanta kokuları buralara geldi inanın. Belki seneye benim bahçedekiler de coşar, kimbilir?

    YanıtlayınSil

Yorumlariniz alinir!